Doğu Karadeniz Kamp Alanları

Karadeniz, yeşilin tüm tonlarını görebileceğiniz dünyadaki cennet. Bu cennetle ilgili bir efsaneye göre, topraklar pay edilirken Lazlar birine yardım ediyormuş. Tanrı tüm toprakları pay ettiği için Lazlara toprak kalmamış. “Neredeydiniz?” diye sormuş Tanrı, sinirlenmiş. Lazlar “imecedeydik” diyince bu, Tanrı’nın hoşuna gitmiş ve kendine ayırdığı toprakları Lazlara vermiş. Kolhis, yani Karadeniz…

Neredeyse her bir metrekaresinde kamp yapabileceğiniz eşsiz bir coğrafya burası. Ne kadar anlatsak az… Ama bir yerden başlamak lazım diyerek yurdun en yeşil köşesi Doğu Karadeniz’den başladık 😊

Rotamız Samsun’dan sonra sahil yolundan doğuya, Trabzon’a doğru sırasıyla Ünye, Fatsa, Ordu, Giresun, Vakfıkebir, Trabzon ve Maçka.

Mümkün olduğunca eski sahil yolunu kullanıyoruz. Yalıköy’de Cızbız Köfte ve yanında soğan yemeden geçmiyoruz. Şiddetle öneririz! Eğer sahilde kamp yapmak istiyorsanız Fatsa-Ordu arasında eski yolda, nam-ı diğer Bolaman virajlarından devam edin. Yol üzerinde Yason Burnu karşınıza çıkacak. Burada yer alan Yason Kilisesi, üç tarafı deniz manzaralı kamp için harika bir lokasyon. Çok yakınınında köy içinde ihtiyaçlarınızı da karşılayabilirsiniz.

Daha yukarılara çıkmak, ağaçların arasında gizli kalmış güzellikler keşfetmek istiyorsanız bizim en beğendiğimiz göl kenarı kamplarından biri Ordu Ulugöl. Ordu ili, Gölköy ilçesi sınırları içerisinde yer alan Ulugöl Tabiat Parkı; Gölköy-Aybastı karayoluna 9 km uzaklıkta; Ordu il merkezine 74 km., Mesudiye ilçe merkezine 64 km, Gölköy ilçe merkezine ise 14 km uzaklıkta. Ulugöl, 2009 yılında Tabiat Parkı olarak ilan edilmiş. Çadır kurmak isterseniz ağaçların altına, gölün kenarına çadır kurup tertemiz havasında derin bir uykuya dalabilirsiniz. Ateş yakmak için hazır mangal şömineler var. Su ve tuvalet mevcut ve gölün kenarında küçük bir restoran da var. Dilerseniz Gölköy Belediyesi’nin yaptırıp işlettiği bungalovlarda da kalabilirsiniz. 4 kişinin konaklayabildiği 2 oda ve mutfaklı bungalovlar hakkında güncel fiyat bilgisi için belediye otelin telefonu: 0452 741 23 38.

Tekrar sahile iniyoruz. Yol üstünde Giresun Adası ve Giresun Kalesi’ne uğrayıp çaylarını içiyoruz mutlaka. Sahilden devam edince sırasıyla Beşikdüzü ve ekmeği ile ünlü Vakfıkebir’e geliyoruz.  Önce bir “Vakfıkebir Ekmeği” alıp sonra güneye Tonya ilçesine doğru dönüyoruz. Tonya, Trabzon’un ilk ve en namlı ilçelerinden. Eskiden türlü sebeplere dayanan ve uzun yıllar devam eden kan davaları yüzünden hemen herkes silaha meraklı ve silah kullanmayı iyi biliyor. Hani meşhur “vurdi vurdi vuruldi” fıkrasının kaynağı burası işte. Günümüze kadar ulaşmış eski mezarlıklardaki mezar taşlarının üstünde bile hala silah resimleri var. Tonya, şimdi Trabzon’un okuma yazma oranı en yüksek olan ilçelerinden biri. Bilinçli gençleri ve aydın insanlarıyla örnek alınacak bir ilçe artık. Çok yakın zamanda yaylalarına yapılmak istenen çimento fabrikasının yarardan çok zararı olacağı bilinciyle, çalmadık kapı bırakmadılar, büyük bir direnişle fabrikayı yaptırmadılar. Birlik ve beraberlik konusunda da örnek alınabilir.  Her yıl Ağustos ayının son Cumartesi-Pazar’ı yapılan Tereyağı Festivali’ne katılmanızı öneririz.

Gelelim bizim Tonya’dan asıl geçme nedenimize:

Kadiralak Yaylası: Her yıl Nisan ayında açan “Uluslararası Bern Sözleşmesi” gereği korunan ince, uzun yapraklı “Mavi Yıldız” çiçeğinin yetiştirildiği ve yörede “Mor Yayla” olarak bilinen Kadiralak Yaylası size eşsiz bir kamp manzarası sunuyor. Ne yazık ki çiçeklerin üzerinde piknik yapan, araçlarını park eden ve çöplerini bırakan günü birlikçi piknikçiler ve mangalcıların nisan ayında bölgeye akın etmesi bu nadir bulunan güzelliği tehdit eder duruma gelmiş. Lütfen, doğada ayak izimizden başka bir şey bırakmamaya özen gösterelim.
Perşembe Yaylası’nda gördüğümüz akarsuların geniş vadi tabanında kıvrımlar halinde aktığı müthiş manzara “Menderesler” burada da karşımıza çıkıyor.  Yaylada ihtiyaçlarınız için tesisler mevcut. Eğer arazi aracı veya suv tarzı biraz daha yüksek bir aracınız varsa Kadiralak Yaylası’ndan Yeri Yaylası’na, sahile inmeden eski yayla yollarını kullanarak geçebilirsiniz.

Yeri Yaylası: Diğer yaylalar arasında merkezi bir konumda ve ulaşımı çok rahat olan yaylalardan biridir. Yaylanın ana yolunun nerdeyse tamamı asfalt. Akçaabat’tan yukarı Düzköy yolundan ulaşılan Yeri Yaylası diğer yaylalarla da komşu. Yönünüzü Yeri Yaylası’ndan Karadeniz’e doğru döndüğünüzde (yani kuzeye) sağınızda Maçka, solunuzda Tonya kalır. Sahile inmeden yayla yollarını kullanarak yaylalar arası geçiş yapabilirsiniz. Yollar stabilize ve bakımsız olduğu için biraz yüksek bir araçla geçmek daha kolay olacaktır. Enduro ve cross motorların da çok rahat geçebileceği bir yol.

Yeri Yaylası’ndan Hocababa Yaylası’na geçip asfalt yoldan 45 dakikada Düzköy’e inebilirsiniz. Sonra 20 dakika mesafedeki Çal Mağarası’nı ziyaret edebilir ve Çal Mağarası’ndan yukarı Gülcana Mahallesi’ne bağlı Şahin Kayası’na ulaşabilirsiniz. Kayanın üzerinde veya etrafında kamp atılabilir. Daha konforlu bir konaklama isterseniz kayayı en iyi açıyla gören Nayino Dağ Evi’nin Şahin Kayası manzaralı odalarında da kalabilirsiniz. (Gitmeden mutlaka rezervasyon yapın – tlf: 0505 241 79 86)

Livera Camping: Trabzon’dan Sümela Manastırı’na giderken Maçka’nın içinden dik ve virajlı yollardan 45 dakikada çıkılan kamp alanı. Bulutların üstünde konaklamak isteyenler için 😊 Tesiste hobbit evlerini andıran otantik oba çadırlarında konaklama imkanı var. Köy yumurtası, köy peyniri, sütü , ekmeği, çayı ve daha fazlası kahvaltıda sizi bekliyor.  Biz, Yeri Yaylası’ndan Maçka’ya ulaşan eski yolu kullanarak direk Yazlık Köyü’ne, oradan da Livera Camping’e ulaştık.

Santa Harabeleri: Çok güzel fotoğraflar çekebileceğiniz Santa, karşılıklı yamaçlara kurulmuş 7 mahalleden oluşan eski bir maden köyü. Yanbolu Vadisi’nin 1000-2600 metre rakımları arasında bulunmaktadır. Etrafı Ziyaret ve Karakaban Dağları, Zincirli, Kilisesırtı ve Uzunsırt gibi 2 bin metrenin üzerinde yükseltilerle kuşatılmış olan Dumanlı (Santa) bölgesinin yıl boyu geçit veren tek girişi kuzeyde, Karadeniz’e dökülen, Yanbolu Deresi vadisidir. Havza, yılın en az 6 ayı ağır kış şartlarının hakim olduğu, bahar ve yaz ayları da sisli ve yağışlı geçen ve de yağışın bolluğuna bağlı çok sayıda su kaynağına sahip bir bölgedir. Gitmeden önce hava durumunu mutlaka kontrol edin. Köy terkedilmiş olduğundan konaklayacağınız güne göre kumanyanızı alın. Kaynaklardan çıkan su içilebilir ve çok lezzetli, mutlaka tadına bakın 😊

Kaçkar Dağları Milli Parkı içerisindeki yaylaların her biri ayrı bir yazı konusu. Çat, Elevit, Ortayayla, Çiçekli Yayla, Trovit, Başyayla, Palavit, Apivanak, Amlakit yaylaları bunlardan en çok bilinenleri. Kaçkarları ayrıca yazacağız.
Az daha unutuyorduk, denize en yakın ve en kısa mesafede ulaşabileceğiniz bir yayla var.

Hıdırnebi Yaylası;

Akçaabat’tan yukarı Düzköy yolundan ulaşılan Hıdırnebi Yaylası, sahile en yakın yayla olma özelliğine sahip. 1600m yükseklikteki yaylada tesis var. Bungalow evlerde konaklayabilir veya çadır kurabilirsiniz. Nuh’un Gemisi’nin buradan denize açıldığına dair bir inanış var halk arasında. Yaylanın kuzey ucundaki kayalıkları bir iskele, liman gibi düşünürseniz denizin bu kayalıklara kadar geldiği yıllarda geminin buradan denize açılmış olma olasılığı var. Özellikle kayada asılı duran gemi zinciri bu iddiayı güçlendiriyor. Gidip görün ve kararı kendiniz verin 😊

Ve Trabzon’a kadar gitmişken mutlaka tatmanız gereken lezzetleri de belirtelim:

*Akçaabat’ın girişinde ki Haşlamacılara (çorbacılar) uğrayın ve bol limonlu bir haşlama için.
*Cemil Usta’da Akçaabat köftesi ve sonrasında fındıklı baklava (köfte yemeseniz bile baklavayı mutlaka tadın)
*Bay Fırın, gerçek Karadeniz Pidesi yemek  istiyorsanız doğru adres. Bay Fırın Trabzon Akçaabat arasında Söğütlü’de Fatih Eğitim Fakültesi’nin altında.
*Ercan Hamburger, Ercan abi hamburgere kendi yorumunu katıyor denemenizi öneririz. Trabzon Meydanda.
*Laz böreği daha önce yemediyseniz, sizin için çok farklı bir deneyim olacak, mutlaka tadın. Necla Hanım’ı öneririz ama hepsi çok güzel.
*Dönüşte mutlaka yolluk olarak yanınıza Trabzon simidi alın. Unutmayın Trabzon simidini satın aldığınız gün yemeniz lazım, ertesi güne kalınca yenmeyecek kadar bayatlıyor.

Daha bitmedi… İlk fırsatta Kazım Koyuncu’nun memleketi Artvin’e de gidip sizinle paylaşacağız.

Diğer fotoğraflarımız da burada ! Facebook hesabımızı takip etmeyi unutmayın 🙂 Siz de kamp fotoğraflarınızı ve deneyimlerinizi bizimle paylaşın lütfen.